Haber

Kılıçdaroğlu: “Amerika İki Uçak Gemisi Gönderdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Amerika iki uçak gemisi gönderdi. Erdoğan bağırıyor, ‘ABD nerede, Akdeniz nerede? Sizin orada ne işiniz var?’ “Allah aşkına sormaz mıyız? Damadınızın Amerikan uçak gemisinde ne işi var? Bunu sormaz mıyım? İkili oyunlar oynamayacaksınız. Dürüst ve onurlu olacaksın. Devlette ikili siyaset olmayacak. Açık ve net olacaksınız” dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılında bir hükümet terörle mücadelede kendi ordusuna ve güvenlik güçlerine güvenmeyip, terörle mücadeleye askerleri davet ederse, Yabancı bir ülkenin Türkiye’ye vereceği hükümetin bu ülkeye vereceği hiçbir şey yoktur. Bu insanlar vatansever değil. Nereye giderseniz gidin “Söyleyin. Cumhuriyetin 100. yılında yabancı askerleri Türkiye Cumhuriyeti’ne davet edecekler. Nedir, terörle mücadele için. Dedim, tekrar söyleyeyim. Yabancı istemiyoruz.” Bu topraklarda askerler var” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bugün TBMM’de; Grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu şu mesajları verdi:

“ÖNÜMÜZDEKİ YÜZYILDA 100 YILLIK İŞBİRLİĞİMİZE KİMSE DURAMAZ: Biz güzel bir aileyiz. Elbette özgürce tartışacağız. Ama önümüzdeki yüzyılda 100 yıllık birliğimizi kimse engelleyemeyecektir. 100 yıllık geleneğimiz, kültürümüz, tartışmalarımız var ama bir şey daha var; hayatın gerçeği, tarihin gerçeği. 100 yıllık CHP, bir kale gibi halkın sorularına odaklanıyor ve onları analiz etmeye çabalıyor.

HEDEFİMİZ GELECEĞİN ÖNCÜSÜ OLMAK: Bu ülkede 100 yılda bunun bedeli ödendi. Bedelini ödeyenlerden biri de Ahmet Taner Kışlalı’dır. Kalemiyle, bilgisiyle, tecrübesiyle, öğretisiyle hepimizin saygı duyduğu bir insandı. Ailesini ziyaret ettim. Çalışma odası hiç değişmemişti, bana çalışma odasını gezdirdiler. Mütevazı bir çalışma odası var ama değerli olan düşünce ve zeka zenginliğidir, orada hemen hissedersiniz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, Türkiye’nin başına bir daha bu tür felaketler gelmesin, aydınlar susmasın. Söylediği çok değerli bir cümle var: ‘Atatürkçülük geçmişin bekçisi değil, geleceğin öncüsüdür.’ Aslında amacımız geleceğin öncüsü olmaktır.

ADALETSİZLİĞE KARŞI GÜÇLÜ DURAN CHP VAR: TRT’den Elif Akkuş tutuklandı. Uzun yıllar TRT’de çalışmış, savaş muhabirliği yapmış bir gazetecidir. Gözaltına alındı, tutuklandı ve şu anda cezaevinde. Ben, grup başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz onun davasını yakından takip edeceğiz. Nerede haksızlığın olduğu yerde haksızlığa karşı dimdik duran CHP vardır. Bu ülkeye adalet gerçek anlamda tecelli edene kadar mücadele edeceğiz.

KİMSE DUYMASIN diye ERİŞİM SORUNU GETİRDİLER: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazdığı bir dilekçeyi Ankara’ya getirdim. Dilekçesinde ‘Yargı içinde çeteler oluştu’ dedi. Devlet geleneğinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihinde; Bir başsavcı Ankara’ya dilekçe yazıp ‘Yargı içinde çeteler oluştu’ demedi. Ancak bir savcı bu noktaya gelmişse ve ‘Yargı içinde çeteler oluştu’ diyorsa bu noktaya gelmiş demektir. Yani devletin temellerinin sarsıldığını hepimiz kabul etmeliyiz. Bunu dile getirdim. Mektubun can alıcı noktalarını okudum. Daha sonra habere erişime engel koydular. Kimse duymasın diye. Şimdi sokağa çıkın. İster Hakkari’ye, ister Trabzon’a, ister Tekirdağ’a, ister Kırıkkale’ye gidin. Nereye gidersen. Herhangi bir vicdanlı vatandaşa sorun. Kadın adam. Yaşı ne olursa olsun. Türkiye’de adalet var mı? Türkiye’de mahkemelerin adalet dağıtıp dağıtmadığını sorun. Hayır adalet yok diyecek. Adaletin olmadığını biliyoruz ama cesur bir savcının bunu dile getirmesi adalet tarihimiz açısından çok önemlidir. Gelecekte yargı tarihini yazacak olanlar için önemli bir belge olarak karşımızda duruyor.

RÜŞVET DAĞITAN AVUKATLAR… RÜŞVET ALAN HAKİMLER: Hatta dilekçesinde yeni kurulan çetelerin FETÖ’nün çetelerine merhamet edecek seviyeye geldiğini yazması gerekiyordu. O günkü dilekçemde belirtmediğim bir cümle daha var, burada okuyayım: ‘Yapılan atamayla sürekli aynı hakimin görevini yürüten avukatlar, bu işten menfaat sağlayan hakimler belli oluyor, HTS’leri belirleniyor, Hakimlik ve savcılık mesleğinde banka kayıtları, mal varlıkları inceleniyor, sosyal hayatları inceleniyor. Adalet Bakanlığı’nın kendisine gönderdiği yazıya dayanarak bu dilekçeyi ifade ediyor… Rüşvet dağıtan avukatlar, rüşvet alan hakimler hepsi yerinde kalıyor. Türkiye çalkantılı ama o yargıçların hepsi yerinde. Savcıların ne söylediği belli değil. Varlık arama var mı yok mu? Bilmiyoruz ama bunların hepsi duruyor.

ERİŞİMİ ENGELLENEN KONUŞMA METNİM TBMM GENEL KURULU’NDA OKUNACAK VE TOPLANTI TUTANAKLARINA YER ALACAKTIR: Dün Barış Terkoğlu güzel bir yazı yazdı. ‘Bu çeteler, Anadolu Adliyesi’nde hangi mahkemenin kurulacağını, hangi hakimin başkan olacağını cezaevinde bile biliyor’ diyor. Yargının içinde bulunduğu durumu düşünebiliyor musunuz? Yenikapı mitinginde de söyledim. Adliyeye, camiye, kışlaya siyaset girmesin dedim. İşin içine siyaseti sokarsanız engelleyemezsiniz. Siyaseti adliyeye taşıdılar. Birilerinin isteğiyle istediklerini mahkum ettirdiler, istediklerini serbest bıraktılar ve bugün Türkiye önemli bir sorunla karşı karşıyadır. Erişim sorunları ortaya çıktı ama grup başkan yardımcısı arkadaşlarıma anlattım. Erişimi engellenen konuşma metnim TBMM Genel Kurulu’nda okunacak ve TBMM tutanaklarına geçirilecek.

FERİŞTAHIN GELİRSE BİZİ ASLA SUSTURAMAZ: Bunlar fakir adamlar. ‘Erişim engeli koyduk’ diye düşünüyorlar. Kılıçdaroğlu artık konuşmayacak. Sen kimsin? Ben sizin değil, 85 milyon insanın haklarını, yasalarını savunuyorum. Feriştahın gelse bile bizi asla susturamaz. Feriştahın da gelirse. Bu ülkeye adaleti getireceğiz. Muhalefette olsak da adaleti sağlayacağız.

21. YÜZYIL DÜNYASI İÇİN EN BÜYÜK REZİLLİKLERDEN BİRİ: Bütün dünyanın gözü önünde tertemiz çocukların katledildiğini, kadınların öldürüldüğünü, yaşlıların öldürüldüğünü görüyorsunuz. Nerede? Filistin’de. Kendilerini uygar bir dünyanın parçaları olarak tanımlayan bu sözde devletlerin yöneticileri ne yapıyor? Kan akışını durduruyorlar mı, hayır. Eğer yapabilselerdi, utanmasalardı alkışlayacaklardı. 21. yüzyılın dünyasından bahsediyorum. İki binden fazla çocuk katledildi. Beş binin üzerinde insan hayatını kaybetti. Hastane bombalanacak mı? Akıl var, mantık var. Ama bir insan körse, artık hiçbir şey göremiyorsa, kendi koltuğuna düşkünse bunu Netanyahu için söylüyorum; Para harcıyorlar ve tabii ki hastaneyi bombalıyorlar. Bunun tüm dünyanın gözü önünde yapılması 21. yüzyıl dünyası için en büyük ayıplardan biridir.

GÜVENMİYORUZ: Geçmişte Türkiye Ortadoğu’nun en güvenilir ülkesiydi. Avrupa ile Orta Doğu arasında çok güzel bir coğrafyamız var. Asya ile Avrupa arasında güzel bir köprünün, güzel bir köprünün üzerindeyiz. Ortadoğu’daki bütün sorunları çözecek ilk ülke olarak Türkiye akla gelirdi. Çünkü Türkiye dış politikasıyla güven veren bir ülkeydi… Bugün geldiğimiz noktada Türkiye güven veren bir ülke olmaktan çıktı. Ancak Türkiye, başta İslam dünyası ve Ortadoğu olmak üzere birçok uluslararası örgütün oluşumuna öncülük etmiştir. Bir sorun çıktığında gelip Türkiye’nin kapısını çalarlardı. Gelin bu sorumuzu çözün. Bunun temeli güvendi. Ama üzülerek söylüyorum ki Türkiye son yıllarda bu güveni kaybetmiş durumda. Ortadoğu ateş topuna dönüştü. Halkımız ‘Biz de gelip arabulucu olalım mı, bizi arabulucu olarak görün’ diye bağırıyor. Bu sesi kimse duymuyor. Soru şu; neden kimse bunu duymuyor? Hangi sebeple kimse duymuyor? Çünkü Türkiye artık dış politikasında güvenilir bir devlet değil. Güvenmiyoruz…

ORTADOĞU’DA DIŞLANAN BİR TÜRKİYE’NİN KONUMUNU DİNLEYEN BİR TÜRKİYE’DEN GELDİK: Ortadoğu’nun yüzünü bize dönmesi ne anlama geliyor biliyor musunuz? Bu demokrasiye dönüş anlamına gelir. Bu, kadın-erkek eşitliğine geri dönmek anlamına geliyor. Ortadoğu halkı bizi kıskanıyor. Bizim gibi olmak istiyorlar. Özgür bir ülkede yaşamak istiyorlar. Ama ülkemizi yönetenler de Ortadoğu’yu yönetenler gibi olmak istiyor. Aramızda derin bir fikir ayrılığı var. Eğer dış politikayı iç politikadan ayırmazsanız, onu iç politikanın aracı olarak kullanırsanız ve onun içine katarsanız, o zaman dış politika dış politika olmaktan çıkar ve güveninizi kaybedersiniz. Eskiden Türkiye sorun çözmeye heves etmezdi, sorun çözmeye davet edilirdi. Şimdi halkımız ‘Size arabuluculuk yapalım’ diyor. Ama kimse dinlemiyor. Sözü dinlenen bir Türkiye’den Ortadoğu’da dışlanan bir Türkiye’ye geçtik.

DAMADINIZA BAKACAKSINIZ: Arabuluculuk rolünü Katar’a verdiler. Katar bunu yapıyor. Bazen öyle bir dil kullanıyoruz ki herkesi rencide ediyoruz. Sözümüzün nereye gideceğini bile hesaplayamıyoruz. Amerika iki uçak gemisi gönderdi. Erdoğan, ‘ABD nerede, Akdeniz nerede?’ diye bağırıyor. Orada ne yapıyorsun?’ Allah aşkına biz de sormaz mıyız? Damadınızın bir Amerikan uçak gemisinde ne işi var? Bunu sormuyor muyum? Çifte oyun oynamayacaksın, dürüst ve onurlu olacaksın. Devlette ikili politika yoktur. Açık ve net olacaksınız. Evet yapabilirsin. O geminin neden oraya gittiğini sorabilirsiniz. Ama sonra damadınıza bakacaksınız. Akrabalarınıza siz bakacaksınız. Ayrıca ne yaptığını ve nasıl yaptığını da göreceksiniz. Türkiye güvenini kaybetmiştir, doğrudur… Dışişleri Bakanlığı’ndaki bürokratlar sıradaki bürokratlar değildir. Dışişleri Bakanlığı sıradan bir bakanlık değil. Türkiye’nin dış politikasını belirliyor… Rüşvet alan birini büyükelçi olarak atarsanız, Türkiye’nin dış politikası güven vermez. Bunu 50 kere söyledim… İnancın temellerini sarsıyoruz… Güven kaybı, dış politikada çok temel bir kayıptır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN 100. YILINDA YABANCI ASKERLER DAVET EDİLECEKLER: Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağız. Cumhuriyeti kanla, gözyaşıyla kurduk. Ağır bedeller ödedik. Ülke düşman işgali altındayken; Babalarımız, dedelerimiz, annelerimiz büyük emek verdi. ‘Gözüm Sakarya’da ama aklım İstiklal Yolu’nda yani İnebolu’da. Acaba silahlar gelecek mi, Milli Kurtuluş Savaşı’nı mı vereceğiz?’ Ulusal Kurtuluş Savaşı sıradan bir savaş değildir. Bedelinin ağır ödendiği bir savaştır. Cumhuriyeti kurarken, Milli Kurtuluş Savaşı’nı yürütürken tüm mazlum milletlere örnek oluyoruz… 100. yılını kutluyoruz, bu hükümetin ve onu destekleyen bir partinin oylarıyla yabancı askerler Türkiye’ye davet ediliyor. 100. yılında. Neden terörle mücadele edelim? Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında bir hükümet varsa; Terörle mücadelede kendi ordusuna, kendi güvenlik güçlerine güvenmiyorsa, yabancı bir ülkenin askerlerini Türkiye’ye davet ediyorsa o hükümetin bu ülkeye vereceği hiçbir şey yoktur. Vatanseverliğinden şüphe duyuyorum. Bu insanlar vatansever değil. Bu ne anlama geliyor? Bu ülkenin ordusu ve köy korucuları 35-40 yıldır savaşıyor. Nereye gidersen git bunu söyle. Cumhuriyetin 100. yılında yabancı askerleri Türkiye Cumhuriyeti’ne davet edecekler. Terörle mücadelede ne var? Söyledim, yine söylüyorum. Biz bu topraklarda yabancı askeri bot istemiyoruz.

‘Filistin’de bunlar oluyor, olaylar oluyor, çocuklar katlediliyor. ‘Efendim, şenlikleri erteleyelim.’ Sanırım festivali başkalarından anlıyorlar. Anma, 100. yılı kutlamak, bilim adamlarının, sanatçıların, esnafın konuşma yapması, sokaklarda yürüyen, meşale taşıyan, Anıtkabir’i ziyaret eden gençler demektir. Şehitlerimizin kabirlerini ziyaret etmek eğlenmek, gülmek, dolayısıyla 100. yıl dönümünü kutlamak demektir. Az önce Dışişleri Bakanlığı’nın içinde bulunduğu felaketi anlattım. Katar Büyükelçimiz efendim, Cumhuriyetin 100. yıl kutlamasını erteledi. Ama beyefendi düğüne kendisi gitti. Fotoğrafa baktım ve ‘Bu, Dışişleri Bakanlığı mensubu olamaz’ dedim. Bürokratik hayatımda pek çok büyükelçiyle karşılaştım. Büyükelçilerimiz onurlu bir şekilde ayakta duruyor. Kimsenin karşısına el ele çıkmazlar. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil ettiğimizi’ biliyorlar. Bu temsilden asla taviz vermiyorlar. Düğünde çekilen fotoğrafı iki eli önünde gördüm. Süt döken kedi gibi iki kişinin arasında duruyor. ‘Vallahi bu Dışişleri Bakanlığı’nın yetiştirdiği bir büyükelçi olamaz’ dedim. Aradım. Peki bu adam kim? Bu adam gerçekten Dışişleri Bakanlığı’nın yetiştirdiği biri mi? Hayır öyle değil. Aslında fotoğraf bile bunu söylüyor. Eğer Dışişleri Bakanlığı’nı Türkiye’ye bu şekilde koyarsanız Türkiye’nin itibarına gölge düşürürsünüz.

Yaşasın CUMHURİYET, Yaşasın TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE 100 YAŞINA DÖNEN CHP: Bütün amacımız Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmaktır. Belediyelerimizin olduğu yerde tüm cadde ve sokakların kırmızı beyaz olacağını göreceksiniz. Bayrağımızın rengi olacak. Cumhuriyetimizi sevinçle, coşkuyla kutlayacağız. Konserler, bordo gösterileri, fener alayları, dans gösterileri, tiyatro gösterileri, müzik konserleri… Bunların hepsi gerçekleşecek… Yani CHP 100. yıl Cumhuriyeti coşkuyla kutlayacak.

Mustafa Kemal Atatürk’ün üç cümlesini dile getireyim. ‘Demokrasinin tam ve en belirgin yönetim biçimi cumhuriyettir’ diyor. Yani Cumhuriyet demokrasinin inşasının ilk ve en temel adımıdır. Cumhuriyeti kurarsınız, kurarsınız, sonra demokrasiyi inşa etme süreci gelir. Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü budur. ‘Cumhuriyetçi rejim, demokratik sistemli bir devlet biçimi demektir. ‘Cumhuriyeti biz kurduk ve cumhuriyet 10 yaşına girerken zamanı gelince demokrasinin tüm gereklerini yerine getirmelidir.’ ‘Cumhuriyet bilhassa çaresizlerin yardımcısıdır’ diyor. Yani Cumhuriyet’te kimse kendini yalnız hissetmemeli. Onun için diyoruz ki, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın 100 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi.

pazarcikajans.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ankara evden eve nakliyat
Başa dön tuşu